Erteleme ve Zihinsel Sabotaj: Başlamak İsterken Neden Duruyoruz?
Bu yazıda ertelemeyi “neden yeterince disiplinli değiliz?” sorusundan uzaklaştırıp, zihnin kendini nasıl korumaya çalıştığını anlamaya davet ediyorum.
Erteleme Gerçekten Tembellik midir?
Zihin, zorlayıcı bir durumla karşılaştığında tehlikeyi değerlendirir. Bu tehlike fiziksel olmak zorunda değildir; yetersizlik hissi, hata yapma korkusu, eleştirilme kaygısı da zihin için gerçek bir tehdittir. Erteleme, bu tehdidi geçici olarak uzaklaştırmanın en hızlı yoludur.
Yani kişi işten değil, işin onda uyandırdığı histen kaçmaktadır.
Ertelemenin Psikolojik Kökenleri
Modern psikoloji, ertelemeyi bir duygu düzenleme problemi olarak ele alır. Yapılacak görev, kişide rahatsız edici bir duygu yaratır: kaygı, sıkılma, başarısızlık korkusu ya da kontrol kaybı hissi. Zihin bu duyguyu düzenlemek için çözüm arar ve çoğu zaman şu karara varır:
“Şu an değil.”
Bu “şu an değil” kararı, anlık bir rahatlama sağlar. İş yapılmaz ama kaygı da şimdilik azalır. Zihin bu rahatlamayı bir ödül olarak kaydeder ve benzer durumlarda aynı stratejiyi tekrar eder. Böylece erteleme, öğrenilmiş bir davranışa dönüşür.
📎 [ → Zihinsel Sabotaj Nedir?]
“Sonra Yapacağım” Yanılsaması
Ertelemenin en güçlü zihinsel kılıflarından biri, gelecekteki benliğin bugünkünden daha hazır olacağı inancıdır. Zihin, yarın daha motive, daha enerjik, daha net olunacağını varsayar. Oysa çoğu zaman değişen tek şey, suçluluk hissinin artmasıdır.
Bu bilişsel yanılsama, zihinsel sabotajın zarif bir formudur. Kişi kendini kandırmaz; kendini erteleyerek koruduğuna inanır. Fakat her erteleme, başlama eşiğini biraz daha yükseltir.
Erteleme ve Mükemmeliyetçilik İlişkisi
Ertelemenin en sık eşlik ettiği duygusal zeminlerden biri mükemmeliyetçiliktir. Mükemmeliyetçi zihin, başlamadan önce sonucu kontrol etmek ister. “Ya yeterince iyi olmazsa?”, “Ya yanlış yaparsam?” soruları, hareketin önüne geçer.
Bu noktada erteleme, başarısızlık ihtimalinden kaçmanın bir yolu haline gelir. Çünkü başlanmazsa, başarısız da olunmaz.
📎 [→ Mükemmeliyetçilik ve Zihinsel Sabotaj]
Neden Son Anda Daha Kolay Gelir?
Birçok kişi, son dakikada daha verimli çalıştığını söyler. Bunun nedeni mucizevi bir motivasyon artışı değil, iç eleştirmenin geçici olarak susmasıdır. Zaman daraldığında zihin artık “nasıl olmalı?” sorusunu sormaz. Tek bir hedef kalır: bitirmek.
Bu durum, kişinin aslında yapabilme kapasitesine sahip olduğunu gösterir. Sorun yetenekte değil; beklenti yükündedir.
📎 [→ İç Eleştirmen Neden Bu Kadar Güçlü?]
Erteleme Gerçekten Korur mu?
Daha da önemlisi, erteleme zamanla davranış olmaktan çıkar ve kimliğe dönüşür. Kişi kendini “erteleme sorunu olan biri” olarak tanımlar. Bu tanım, zihinsel sabotajın en sessiz ama en kalıcı biçimidir.
📎 [ → Kendini Sabote Eden Davranış Kalıpları]
Ertelemek Bir Zayıflık mı?
Bu kısır döngü, ancak şefkatli farkındalıkla kırılabilir.
Ertelemeyi Dönüştürmek Mümkün mü?
Evet, ama zorlayarak değil.
Ertelemeyi dönüştürmenin ilk adımı, onu düşman gibi görmekten vazgeçmektir. Zihne “neden kaçıyorsun?” diye sormak, “neden yapmıyorsun?” demekten çok daha etkilidir.
Küçük ama Güvenli Başlangıçlar
Sonuç Değil Süreç Odağı
“Mükemmel olmalı” yerine “başlanmış olmalı” hedefi koymak, zihni rahatlatır.
Kendinle İlişkiyi Onarmak
Erteleme bir düşman değil, bir sinyaldir. O sinyali anlamak, zihinsel sabotaj döngüsünü yavaşlatır.
📎 [→ Kendinle Daha Şefkatli Konuşmak]
Son Söz
Erteleme, çoğu zaman güçsüzlük değil; aşırı yüklenmiş bir zihnin savunmasıdır. Bu savunmayı fark etmek, kendini suçlamak yerine anlamaya çalışmak, gerçek değişimin kapısını aralar.
Başlamak bazen bir irade meselesi değil, bir izin verme halidir. Kendine “kusursuz olmak zorunda değilim” izni vermek, zihinsel sabotajın en güçlü panzehirlerinden biridir.


0 Yorumlar